A
Admin
Yönetici
Yönetici
Pelin PEKEDİS - EGE TELGRAF/ Muğla’nın Datça ilçesinde yer alan Eski Datça, yüzyıllardır ayakta kalan taş evleri, beyaz badanalı duvarları ve mavi panjurlarıyla tipik bir Akdeniz köyünü andırıyor. Begonvillerin sardığı sokaklarda yürürken, buranın neden “yurt dışına gitmeye gerek yok” dedirten bir yer olduğunu hemen anlıyorsunuz. Sanki Ege’nin değil de Ege’yle Akdeniz’in birleştiği bir Yunan adasındasınız. Evlerin avlularından yayılan yasemin kokusu, dar sokaklarda yankılanan kahkahalar ve kahvehaneden yükselen sohbetler, köyün samimi atmosferini tamamlıyor.
Eski Datça, yalnızca mimarisiyle değil, kültürel mirasıyla da öne çıkıyor. Türkiye’nin en sevilen şairlerinden Can Yücel’in bir dönem burada yaşamış olması, köyü edebiyat severlerin gözünde daha da özel kılıyor. “Can Yücel Sokağı”nda gezerken, şairin yaşadığı evin önünden geçiyor, dizelerinde geçen o özgür ruhu sokaklarda hissediyorsunuz. Bugün bu sokak, ziyaretçilerin en çok fotoğraf çektiği ve anı biriktirdiği noktalardan biri haline gelmiş durumda.
Eski Datça, denize birkaç kilometre uzaklıkta olsa da köye çok yakın birbirinden güzel koylar yer alıyor. Gündüzü Kargı Koyu’nda serin sulara atlayarak, Palamutbükü’nde altın rengi kumsallarda güneşlenerek ya da Hayıtbükü’nde sakinlik arayarak geçirebilirsiniz. Akşam olduğunda ise köyün taş sokaklarında kurulan masalarda zeytinyağlılarla dolu sofralara oturmak, tatilin en keyifli anlarından biri oluyor. Deniz ve köy hayatının bu kadar yakın olması, Eski Datça’yı benzersiz kılan özelliklerden biri.
Eski Datça mutfağı, Datça’nın bereketli doğasının sunduklarıyla şekilleniyor. Bölge, Türkiye’nin en kaliteli bademlerinin yetiştiği topraklara sahip. Köyde bademli kurabiye, bademli dondurma ve badem ezmesi mutlaka tatmanız gereken lezzetlerden. Ayrıca Datça balı, sofralara doğal bir tat katıyor. Restoranlarda ise taze avlanan balıklar, kalamar, ahtapot ve zeytinyağlı ot yemekleri ön planda. Kabak çiçeği dolması, enginar, börülce salatası gibi Ege klasiklerini burada tatmak bambaşka bir deneyim. Sabah kahvaltılarında ise köy peynirleri, zeytinleri ve ev yapımı reçeller eşliğinde gözleme, tatilcilerin vazgeçilmez tercihlerinden.
Eski Datça, yalnızca turistik bir köy değil, aynı zamanda sanatın da merkezi. Köydeki taş evlerin bir kısmı sanat galerisine, atölyeye ve el işi dükkânlarına dönüştürülmüş. Ahşap oymacılıktan seramiğe, takı tasarımından resim atölyelerine kadar birçok alanda üretim yapılıyor. Tatilciler burada yalnızca dinlenmekle kalmıyor, aynı zamanda sanatla iç içe vakit geçiriyor. Sokaklarda gezerken rengârenk kapıların önünde sergilenen tablolar ya da el emeği aksesuarlar, köyün bohem ruhunu ortaya koyuyor.
Eski Datça, ilçe merkezine yalnızca 3 kilometre mesafede. Datça’ya Bodrum’dan feribotla ya da Marmaris üzerinden kara yoluyla ulaşmak mümkün. İstanbul ve Ankara’dan gelen tatilciler için Dalaman Havalimanı en yakın seçenek. Buradan yaklaşık 2 saatlik bir kara yolculuğu sonrası Datça’ya, ardından ise kısa bir minibüs yolculuğuyla Eski Datça’ya varılıyor. Konumu sayesinde hem uzun süreli tatiller hem de günübirlik ziyaretler için kolay bir ulaşım sağlıyor.
Eski Datça’ya gelenler için çevrede de keşfedilecek pek çok güzellik var. Knidos Antik Kenti, köyden yaklaşık bir saatlik mesafede ve gün batımı manzarasıyla ziyaretçilerini büyülüyor. Ayrıca Datça’nın ünlü 52 koyundan bazılarına tekne turlarıyla ulaşmak mümkün. Sakinlik arayanlar için Ovabükü ve Mesudiye köyleri de kısa yolculuklarla ulaşılabilecek alternatif rotalar arasında.
Eski Datça, beyaz badanalı taş evleri, mavi panjurları, begonvillerle süslenmiş sokakları ve masmavi denize yakınlığıyla adeta bir Akdeniz kartpostalının içinden çıkmış gibi. Yurt dışında Yunan adalarında bulabileceğiniz atmosferin aslında Ege’nin içinde saklı olduğunu burada görebiliyorsunuz. Tarihiyle, doğasıyla, lezzetleriyle ve sanatıyla Eski Datça, Türkiye’de kalıp yurt dışına gitmeden Akdeniz ruhunu doyasıya yaşamak isteyenler için ideal bir durak.
CAN YÜCEL’İN KÖYÜ
Eski Datça, yalnızca mimarisiyle değil, kültürel mirasıyla da öne çıkıyor. Türkiye’nin en sevilen şairlerinden Can Yücel’in bir dönem burada yaşamış olması, köyü edebiyat severlerin gözünde daha da özel kılıyor. “Can Yücel Sokağı”nda gezerken, şairin yaşadığı evin önünden geçiyor, dizelerinde geçen o özgür ruhu sokaklarda hissediyorsunuz. Bugün bu sokak, ziyaretçilerin en çok fotoğraf çektiği ve anı biriktirdiği noktalardan biri haline gelmiş durumda.
GÜNÜNÜZ SAHİLDE, AKŞAMINIZ TAŞ SOKAKLARDA
Eski Datça, denize birkaç kilometre uzaklıkta olsa da köye çok yakın birbirinden güzel koylar yer alıyor. Gündüzü Kargı Koyu’nda serin sulara atlayarak, Palamutbükü’nde altın rengi kumsallarda güneşlenerek ya da Hayıtbükü’nde sakinlik arayarak geçirebilirsiniz. Akşam olduğunda ise köyün taş sokaklarında kurulan masalarda zeytinyağlılarla dolu sofralara oturmak, tatilin en keyifli anlarından biri oluyor. Deniz ve köy hayatının bu kadar yakın olması, Eski Datça’yı benzersiz kılan özelliklerden biri.
NE YENİLİR NE İÇİLİR?
Eski Datça mutfağı, Datça’nın bereketli doğasının sunduklarıyla şekilleniyor. Bölge, Türkiye’nin en kaliteli bademlerinin yetiştiği topraklara sahip. Köyde bademli kurabiye, bademli dondurma ve badem ezmesi mutlaka tatmanız gereken lezzetlerden. Ayrıca Datça balı, sofralara doğal bir tat katıyor. Restoranlarda ise taze avlanan balıklar, kalamar, ahtapot ve zeytinyağlı ot yemekleri ön planda. Kabak çiçeği dolması, enginar, börülce salatası gibi Ege klasiklerini burada tatmak bambaşka bir deneyim. Sabah kahvaltılarında ise köy peynirleri, zeytinleri ve ev yapımı reçeller eşliğinde gözleme, tatilcilerin vazgeçilmez tercihlerinden.
SANAT VE EL SANATLARI
Eski Datça, yalnızca turistik bir köy değil, aynı zamanda sanatın da merkezi. Köydeki taş evlerin bir kısmı sanat galerisine, atölyeye ve el işi dükkânlarına dönüştürülmüş. Ahşap oymacılıktan seramiğe, takı tasarımından resim atölyelerine kadar birçok alanda üretim yapılıyor. Tatilciler burada yalnızca dinlenmekle kalmıyor, aynı zamanda sanatla iç içe vakit geçiriyor. Sokaklarda gezerken rengârenk kapıların önünde sergilenen tablolar ya da el emeği aksesuarlar, köyün bohem ruhunu ortaya koyuyor.
NASIL ULAŞILIR?
Eski Datça, ilçe merkezine yalnızca 3 kilometre mesafede. Datça’ya Bodrum’dan feribotla ya da Marmaris üzerinden kara yoluyla ulaşmak mümkün. İstanbul ve Ankara’dan gelen tatilciler için Dalaman Havalimanı en yakın seçenek. Buradan yaklaşık 2 saatlik bir kara yolculuğu sonrası Datça’ya, ardından ise kısa bir minibüs yolculuğuyla Eski Datça’ya varılıyor. Konumu sayesinde hem uzun süreli tatiller hem de günübirlik ziyaretler için kolay bir ulaşım sağlıyor.
YAKIN KEŞİF DURAKLARI
Eski Datça’ya gelenler için çevrede de keşfedilecek pek çok güzellik var. Knidos Antik Kenti, köyden yaklaşık bir saatlik mesafede ve gün batımı manzarasıyla ziyaretçilerini büyülüyor. Ayrıca Datça’nın ünlü 52 koyundan bazılarına tekne turlarıyla ulaşmak mümkün. Sakinlik arayanlar için Ovabükü ve Mesudiye köyleri de kısa yolculuklarla ulaşılabilecek alternatif rotalar arasında.
YURTDIŞI HAYALİNE EGE’DE CEVAP
Eski Datça, beyaz badanalı taş evleri, mavi panjurları, begonvillerle süslenmiş sokakları ve masmavi denize yakınlığıyla adeta bir Akdeniz kartpostalının içinden çıkmış gibi. Yurt dışında Yunan adalarında bulabileceğiniz atmosferin aslında Ege’nin içinde saklı olduğunu burada görebiliyorsunuz. Tarihiyle, doğasıyla, lezzetleriyle ve sanatıyla Eski Datça, Türkiye’de kalıp yurt dışına gitmeden Akdeniz ruhunu doyasıya yaşamak isteyenler için ideal bir durak.