A
Admin
Yönetici
Yönetici
Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ İzmir’in Karaburun ilçesine bağlı Parlak Köyü, taş evleri, doğal mutfağı ve az bilinen koylarıyla keşfedilmeyi bekleyen bir Ege cenneti. Sahil şeridindeki Badembükü Koyu ile ünlenen bu sessiz köy, doğa ve huzur arayanların son dönemdeki favori rotası haline geldi.
Karaburun’un batısında, rakımıyla gökyüzüne biraz daha yakın ama ruhuyla yere sağlam basan Parlak Köyü, eski adıyla Boynak, yıllara meydan okuyan taş evleriyle ziyaretçilerini adeta zaman yolculuğuna çıkarıyor. Dar sokaklarında yürürken her adımda geçmişin izlerine rastlamak mümkün. Evlerin çoğu taştan, doğayla uyumlu ve zarif bir sadelik içinde. Huzur burada duvarlarda bile hissediliyor.
Parlak Köyü’ne yalnızca 5 kilometre mesafedeki Badembükü Koyu, bu bölgenin en özel saklı hazinelerinden biri. Sessizliği, doğal kıvrımı, çakıl taşlarıyla kaplı tertemiz sahili ve turkuaza çalan suyu ile Ege'nin nadir korunmuş koylarından biri. Şezlong sırası beklemeden, kalabalık plaj gürültüsü duymadan, sadece denizin ve güneşin tadını çıkarmak isteyenler için eşsiz bir kaçış noktası
Parlak Köyü’nün kalbinde ise Ege’nin geleneksel mutfağı atıyor. Üstelik sadece “deniz ürünleri” değil; bu köyde toprak da en az deniz kadar cömert. Güveçte kuzu kapama, yoğurtlu katmer, lorlu börek, enginar dolması, kabak çiçeği dolması, fava, sündürme ve o nefis lor tatlısı... Parlak’ta yemek, sadece doymak değil; geçmişle, doğayla ve gelenekle kurulmuş bir bağ gibi. Her tabakta emeğin, her lokmada köyün ruhunun tadı var
Parlak Köyü’nün hemen yakınlarında bulunan keklik üreme sahası, bu bölgenin yalnızca insanlar için değil, doğa için de bir yaşam alanı olduğunun en güzel kanıtı. Sabahları kekliklerin ötüşleriyle uyanmak, doğanın hâlâ hüküm sürdüğü bir yerde olduğunu hissettiren nadir anlardan biri. Burada doğa sadece izlenmiyor, yaşanıyor.
İzmir merkezden 122 kilometre, Karaburun’dan ise sadece 22 kilometre uzaklıkta olan Parlak Köyü’ne doğru ilerlerken yolun virajlarıyla birlikte stresin de geride kaldığını fark ediyorsunuz. Sarpıncık ve Hasseki mahallelerini geçtikten sonra Parlak sizi sessizce karşılıyor. Gürültü yok, trafik yok, telaş yok… Burada yalnızca doğa ve dinginlik var.
Parlak’ta son yıllarda gelişmeye başlayan pansiyonculuk, geleneksel Ege misafirperverliğini modern bir anlayışla harmanlıyor. Taş evlerin restore edilerek dönüştüğü bu pansiyonlarda konaklamak, sıradan bir tatilden çok daha fazlası. Kahvaltınızda köy yumurtası, taze kekik, dalından zeytin, fırından çıkan sıcak ekmek ve güleryüzlü bir “günaydın” sizi bekliyor.
158 kişilik nüfusa sahip olan Parlak, büyüklükle değil, ruhla ölçülen bir köy. Burada kalabalık yok ama sohbet var. Gürültü yok ama hikâyeler var. Kısa bir yürüyüşte tanımadığınız biriyle göz göze geldiğinizde selam alıp vermek, bir çayın ardından “bir de kahve içer misin?” sorusunu duymak burada hâlâ mümkün
Parlak Köyü, sessizliğiyle çarpıcı, yemekleriyle unutulmaz, doğasıyla büyüleyici. İster Badembükü’nde denize girin, ister taş evler arasında dolaşın, ister sadece oturup sessizliğin tadını çıkarın… Ne yaparsanız yapın bu köy, sizden bir parçayı mutlaka alacak. Ve giderken size içten bir his bırakacak: “Buraya yeniden gelmeliyim.”
TAŞ DUVARLARIN GÖLGESİNDE
Karaburun’un batısında, rakımıyla gökyüzüne biraz daha yakın ama ruhuyla yere sağlam basan Parlak Köyü, eski adıyla Boynak, yıllara meydan okuyan taş evleriyle ziyaretçilerini adeta zaman yolculuğuna çıkarıyor. Dar sokaklarında yürürken her adımda geçmişin izlerine rastlamak mümkün. Evlerin çoğu taştan, doğayla uyumlu ve zarif bir sadelik içinde. Huzur burada duvarlarda bile hissediliyor.
PARLAK’IN İNCİSİ: BADEMBÜKÜ KOYU
Parlak Köyü’ne yalnızca 5 kilometre mesafedeki Badembükü Koyu, bu bölgenin en özel saklı hazinelerinden biri. Sessizliği, doğal kıvrımı, çakıl taşlarıyla kaplı tertemiz sahili ve turkuaza çalan suyu ile Ege'nin nadir korunmuş koylarından biri. Şezlong sırası beklemeden, kalabalık plaj gürültüsü duymadan, sadece denizin ve güneşin tadını çıkarmak isteyenler için eşsiz bir kaçış noktası
AĞZINDA EGE TADI KALAN BİR MUTFAK
Parlak Köyü’nün kalbinde ise Ege’nin geleneksel mutfağı atıyor. Üstelik sadece “deniz ürünleri” değil; bu köyde toprak da en az deniz kadar cömert. Güveçte kuzu kapama, yoğurtlu katmer, lorlu börek, enginar dolması, kabak çiçeği dolması, fava, sündürme ve o nefis lor tatlısı... Parlak’ta yemek, sadece doymak değil; geçmişle, doğayla ve gelenekle kurulmuş bir bağ gibi. Her tabakta emeğin, her lokmada köyün ruhunun tadı var
KEKLİKLERİN SESİNE UYANMAK
Parlak Köyü’nün hemen yakınlarında bulunan keklik üreme sahası, bu bölgenin yalnızca insanlar için değil, doğa için de bir yaşam alanı olduğunun en güzel kanıtı. Sabahları kekliklerin ötüşleriyle uyanmak, doğanın hâlâ hüküm sürdüğü bir yerde olduğunu hissettiren nadir anlardan biri. Burada doğa sadece izlenmiyor, yaşanıyor.
DERİN BİR NEFES
İzmir merkezden 122 kilometre, Karaburun’dan ise sadece 22 kilometre uzaklıkta olan Parlak Köyü’ne doğru ilerlerken yolun virajlarıyla birlikte stresin de geride kaldığını fark ediyorsunuz. Sarpıncık ve Hasseki mahallelerini geçtikten sonra Parlak sizi sessizce karşılıyor. Gürültü yok, trafik yok, telaş yok… Burada yalnızca doğa ve dinginlik var.
EGE SICAKLIĞIYLA KONAKLAMA
Parlak’ta son yıllarda gelişmeye başlayan pansiyonculuk, geleneksel Ege misafirperverliğini modern bir anlayışla harmanlıyor. Taş evlerin restore edilerek dönüştüğü bu pansiyonlarda konaklamak, sıradan bir tatilden çok daha fazlası. Kahvaltınızda köy yumurtası, taze kekik, dalından zeytin, fırından çıkan sıcak ekmek ve güleryüzlü bir “günaydın” sizi bekliyor.
KÜÇÜK NÜFUS, BÜYÜK RUH
158 kişilik nüfusa sahip olan Parlak, büyüklükle değil, ruhla ölçülen bir köy. Burada kalabalık yok ama sohbet var. Gürültü yok ama hikâyeler var. Kısa bir yürüyüşte tanımadığınız biriyle göz göze geldiğinizde selam alıp vermek, bir çayın ardından “bir de kahve içer misin?” sorusunu duymak burada hâlâ mümkün
BİR GİDENİN HEP ÖZLEDİĞİ BİR YER
Parlak Köyü, sessizliğiyle çarpıcı, yemekleriyle unutulmaz, doğasıyla büyüleyici. İster Badembükü’nde denize girin, ister taş evler arasında dolaşın, ister sadece oturup sessizliğin tadını çıkarın… Ne yaparsanız yapın bu köy, sizden bir parçayı mutlaka alacak. Ve giderken size içten bir his bırakacak: “Buraya yeniden gelmeliyim.”