Emek sınavı: “Mücadelemizde çifte ateşle yakıldık”

  • Konbuyu başlatan Admin
  • Başlangıç tarihi
A

Admin

Yönetici
Yönetici
Nihat AK - EGE TELGRAF/ Toplu sözleşme sürecinin sancıların, artan ekonomik baskılar ve yöneticilerin emekçiye yönelik tutumu nedeniyle işçi sınıfının her cephede zorladığını vurgulayan Türk-İş Ege Bölge Başkanı Hayrettin Çakmak, kadın işçilerin direnişine, alım gücündeki erimeye ve kamuda yaşanan baskılara kadar pek çok başlıkta çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Yöneticinin ateşiyle yandık” diyen Çakmak, emekçilerin haklı taleplerinin görmezden gelindiğini vurgularken, yerel basının ve gerçek basın emekçilerinin bu mücadeledeki rolüne de dikkat çekti.

YÖNETİCİNİN ATEŞİYLE YANDIK


Toplu sözleşme sürecinde emekçilerin yöneticilerin ateşinde yakılmak istendiğini savunan Türk-İş Ege Bölge Başkanı Hayrettin Çakmak, “Bu süreçte yönetiminin yöneticilerinin ateşleriyle yandık. Güneşten yandık, doğadan yandık, yöneticilerden yandık. Bu sene İzmir'de gerçekten yandık. İşçi sınıfı olarak o dozerin üstünde çalışan da benim işçim. Çöpü kaldıran da benim işçim. Yangını söndüren de benim işçim. Uçağı kaldıran da bizim işçimiz. Hepsi bizim.

Çünkü bu ülkede ortak değerde beraber yaşıyoruz. Ama gelin ki sıkıntılarımız yok mu? Var. Kimden şikâyetçiyiz? Bizi yönetenlerden şikâyetçiyiz. Bize sahip çıkacaklar ki biz bu ülkeye daha çok daha çok efor sarf ederek sahip çıkalım. Ama gel gelelim ki sürekli önümüze bir engel. Sürekli önümüze ya baskı, ya mobbing, ya da ücretle sürekli tehdit halindeyiz. Örgütlemenin önünde çok büyük bir engel var” dedi.

KADINLARIN DİRENİŞİ


Sendikal mücadelenin en yoğun yaşandığı dönemde kadınların mağdur edilmeye çalışıldığını belirten Başkan Çakmak, “Sözleşme yılıydı; grevler, direnişler, toplantılar ve açıklamalarla geçen bir yıl oldu. Ama en çok, en ağır yükü kadın emekçiler taşıdı. Emeğin cinsiyeti olmaz ama unutmayalım: Grevde en çok yıpranan, en az görünen ve en çok direnen yine kadınlardır. Kadının sesi çadırda yükselmedikçe, bu ülkeye adalet gelmeyecek. Pamukkale Üniversitesi'nde, Tekgıda’da, Temel Conta’da, Digel Tekstil’de, TPI Kompozit’te, Manisa’daki İtalyan menşeli fabrikada… Grev çadırlarının başında çoğu zaman bir kadını gördük. Kimi yanık izleriyle, kimi mobbingle, kimi ise yıllardır süren güvencesizlikle mücadele etti. Temel Conta'da 274 gündür, Manisa’da 436 gündür grevdeyiz. Bu uzun soluklu direnişlerde en çok kadınlar işten atıldı, en çok onlar susturulmaya çalışıldı. Ama en çok onlar direndi!

Biz bu grevlerden alnımızın akıyla çıktık. Kimisinde zam oranını yüzde 80'e taşıdık, kimisinde kayıtsız işçiyi kadroya geçirdik, kimisinde bir üniversite rant kapısı olmaktan çıkarıldı. Hepsinde emeğin onuru korundu. Çünkü biz bu mücadeleyi sadece ücret için değil, insanca bir yaşam için veriyoruz. Emeğimizin hakkını alıncaya dek durmayacağız!” diye konuştu.

2-517


ALIM GÜCÜ TÜKENDİ


Emekçi maaşlarının enflasyonla her geçen gün eridiğini belirten Başkan Çakmak, “Emekçinin sorunu aldığı ücretle geçinememesi. Asgari ücret 22 bin lira ama en düşük kiralar 20-30 bin lira arasında. Kentin merkezinde çalışan bizler, dağ başında çadır kurarak mı yaşayalım? Her geçen gün alım gücü düşürülürse geçinilemez. Enflasyonu aşağı çekersen, barınmayı aşağı çekersen, pazarı aşağı çekersen, yakıtı aşağı çekersen bu paralara geçinebiliriz. Ama sen halen üstüne koyarsan bu işin içinden çıkılamaz.

Maaşın yarısından fazlası barınmaya gidiyorsa, ortada ciddi bir adaletsizlik var demektir. Açlık sınırı asgari ücretin üzerinde, yoksulluk sınırı ise neredeyse dört katı. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti 35 bin liraya dayanmış durumda. Asgari ücretle geçinmek artık mümkün değil.

Enflasyon mutfağı yakıyor. Her ay cebimizden biraz daha eksiliyor. Bu fark büyüdükçe sadece geçim değil, sosyal huzur da tehlikeye giriyor. Çocuğu aç olan bir insanın yaşadığı toplumda kimse huzurlu olamaz.

Bu nedenle derhal sosyal konut projeleri başlatılmalı. Devletle ya da yerel yönetimlerle iş birliği yapılmalı ama mutlaka adım atılmalı. Aksi hâlde barınma krizi büyüyecek. Üniversiteler açılıyor, özel yurtların en düşük fiyatı aylık 25 bin lira. Bu gençler nasıl okuyacak? Emekçinin nefes alması için gerçek enflasyonla mücadele ve insanca bir ücret artık kaçınılmazdır” şeklinde konuştu.

İŞ KANUNU UNUTULDU


Kamudaki yöneticilerin yaptıkları davranışların maksadını anlayamadıklarını dile getiren Başkan Çakmak, “Bazı kaymakamlar halen daha maaş vermiyormuşlar. ‘Niye greve çıktınız? Siz bizim sözümüzden niye dışarı çıktınız?’ diye. Kaymakam olmuş işçi sınıfının iş kanununun ne olduğunu bilmiyor. İzmir'de biz bunu yaşamadık. Sağ olsun İzmir valiliği bütün birimlere ‘işçinin iradesine saygı duyun’ dedi.

İzmir’deki toplu sözleşme süreçlerinde ciddi gerilimler yaşandı. DİSK, HAK-İŞ ve TÜRK-İŞ’in sözleşmelerinin süreci bir birine yakındı. Bu bazı dayatmaları beraberinde getirdi. Özellikle DİSK’e karşı söylemler sertleşti. Bu durum, işçinin ücretinin ülke gündemine taşınmasına yol açtı ve bizi fazlasıyla üzdü. Belediyeden gelen baskılar süreci daha da zorlaştırdı. Kendi iç siyasi sıkıntılarını bize mal etmeye çalıştılar.

Bir süre önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yine 127 arkadaşımız çıkartıldı mı çıkartılmadı mı ne maksatla ne yapılıyor net olarak süreci anlayabilmiş değiliz. Süreci anlamaya çalışıyoruz. İZENERJİ’de ve İZELMAN’da oldu. Ama gel gelelim ki sonucu yok. Sonuç ne zaman açıklanacak onu da bekliyoruz. Bu süreçler işçi sınıfının moralini, bizlerin moralini tamamen bozdu. Çünkü çalışma barışı biraz daha zora girdi. Herkes belediyede çalışıyorum diyemiyor. Şu anda işçi böyle bir sıkıntının içerisinde” ifadelerini kullandı.

3-418


GERÇEK BASIN EMEKÇİLERİ


Emekçi haklarının kazanılmasında medyanın etkili olduğun vurgulayan Başkan Çakmak, “Sizin kameranızı, sizin fotoğraf makinenizi gören bir anda değişebiliyor. Yerel basını ne kadar güçlü tutarsak Türkiye o kadar güçlü olur. Çünkü ulusal basın birilerinin elinde ama yerel basın bizim elimizde. Yerel basına destek olmalıyız. Ama doğruyu yazan, doğruyu yazmayanı ayırt ederek doğru olanların yanında olmalıyız. Bir iki kişi bir araya gelip sosyal medyadan yapıyor ‘ben basım emekçisiyim’ diyor. Hayır. Sokakta koşan, emeği olanı biz görebiliyoruz. Bunlara sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
 
Geri
Üst