Zeytinin ölüm fermanı 11. kez sahneye çıktı!

  • Konbuyu başlatan Admin
  • Başlangıç tarihi
A

Admin

Yönetici
Yönetici
AK Parti milletvekilleri tarafından hazırlanan ve aynı partiden birçok milletvekilinin destek verdiği yasa değişikliği teklifi, zeytinliklerin yok edilmesine yol açacağı gerekçesiyle büyük tepki topladı. Yargı kararlarına rağmen teklifin gündemde tutulmasına karşı çıkan yurttaşlar, zeytin katliamının durdurulmasını istiyor. Türkiye, son 15 yılda zeytin ağacı sayısını 90 milyondan 204 milyona çıkararak rekor üretime ulaşırken, bu düzenleme 2024’teki 3,6 milyon tonluk üretimi tehlikeye atıyor. ‘COĞRAFYANIN ÖZ EVLADI’ Zeytinin doğup yayıldığı topraklara dikkati çeken yüksek ziraat mühendisi Ferdan Çiftçi, “ Biz zeytinin anavatanının tam da üzerinde oturuyoruz. Bu coğrafya, Ege’den başlayarak Güney Anadolu, Suriye civarı ve Bereketli Hilal Bölgesi, zeytinin doğup yayıldığı topraklardır. Ve biz de zeytin konusunda söz sahibi ülkelerden biriyiz. Ancak bu konuda hâlâ yeterince güçlü değiliz. Zeytin, yalnızca ekonomik bir ürün değil; bütün kutsal kitaplarda adı geçen, kutsallık atfedilen, sağlık açısından son derece önemli ve üretici için kıymetli bir varlıktır. Dolayısıyla bizim bu mirasa sahip çıkmamız, onu korumamız ve geliştirmemiz gerekiyor. Ne yazık ki, bu varlığımız sürekli olarak sermaye saldırılarına maruz kalıyor. Ve üzülerek söylüyorum, bu saldırılar durmak bilmiyor. Zeytinlikleri tehdit eden düzenlemeler tam 11. kez Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine getirildi. Bu saldırı daha önce 10 kez püskürtüldü, 11. kez de püskürtülecektir! Bu sadece zeytin için verilen bir mücadele değildir; aynı zamanda çevre mücadelesidir. Ekolojik alanların korunması açısından da hayati öneme sahiptir. Zeytin ağacı sadece kendini değil, çevresini de koruyan bir canlıdır. Dolayısıyla zeytinliklerin daraltılması asla kabul edilemez. Tam tersine, zeytin varlığımızı artırmamız, zeytin alanlarımızı genişletmemiz gerekir” dedi. ‘AÇIK ÇAĞRI’ Önceki dönem Ziraat Mühendisleri Odası İzmir şube başkanlarından Çiftçi, “Zeytin üreticisinin yaşadığı zorlukları da görmezden gelemeyiz. Küresel iklim değişikliği nedeniyle geç veya erken don olayları, düzensiz yağışlar, aşırı sıcaklık değişimleri gibi olumsuzluklar özellikle çiçeklenme ve tozlanma dönemlerinde zeytin verimini ciddi şekilde etkiliyor. Bu yüzden hem zeytin üreticisini desteklemeli hem de zeytin alanlarımıza kararlılıkla sahip çıkmalıyız. Bu mücadele, üretici örgütleriyle, iraat mühendisleri odasıyla, ziraat odalarıyla, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi ve duyarlı yurttaşlarımızla birlikte yürütülecektir. Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan tüm milletvekillerine ve tüm siyasi partilere açık bir çağrıda bulunuyorum: Lütfen bu yasanın Meclis gündemine gelmesini engelleyin. Eğer gündeme gelirse de hep birlikte bu yasanın geçmesini durduralım. Evet, elbette enerjiye de madene de ihtiyacımız var. Ancak bu, her şeye rağmen ne pahasına olursa olsun şeklinde olmamalıdır. Çünkü binlerce yıl yaşayabilen bir varlık olan zeytin, bu toprağın öz evladıdır. Ona sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE’DE HAKİM VAR MI? Zeytinin yalnızca birkaç ağaçtan ibaret olmadığını, binlerce yıllık bir mirası, bir yaşam kültürünü ve ülkenin bereketi olduğunu belirten İzmir Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu Başkanı Mustafa Tomar, “Zeytin ve zeytinciye sahip çıkmak, bu toprakların vicdanına sahip çıkmaktır! Zeytin ağacı; kökleriyle toprağı, dallarıyla insanı sarar. Bu topraklarda barışın, emeğin, bereketin simgesidir. Onun gölgesinde büyüyen çocuklar, onun yağıyla pişen yemekler bizim kültürümüzün, kimliğimizin bir parçasıdır. Ve biz bu kadim ağacı korumak zorundayız. Ancak üzülerek görüyoruz ki; daha önce defalarca halktan, hukukçulardan ve vicdan sahibi her yurttaştan dönmüş olan düzenlemeler, 11. kez Meclis gündemine getiriliyor. Evet, tam 11 kez! Her defasında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bu tür tasarılar, şimdi bir kez daha, zeytinlikleri maden sahalarına, beton alanlarına feda etmek üzere önümüze konuyor. Açıkça söylüyoruz: Zeytin ve zeytinciliği koruyan yasalara aykırı bir düzenleme yapılamaz. Bu sadece hukuka değil, doğaya, topluma ve gelecek kuşaklara karşı da bir suçtur. Bu tasarı, yurttaşın değil, belli çıkar çevrelerinin lehinedir. Bu tasarı, ülkenin değil, zeytinliklere göz dikenlerin lehinedir. Ve biz bu yanlışa "dur" demek zorundayız. 1750'de Prusya Kralı II. Frederick, saray yapmak için değirmeni ister, ama değirmenci “Alamazsınız, Berlin’de hâkimler var!” der. Kral bile adaletin son kalesine dokunamaz. Bugün biz de “Türkiye’de hâkimler var!” diyoruz. Bu tasarı kanunlaşsa bile hukuktan döner, çünkü adalete, Anayasa’ya ve milletin vicdanına güveniyoruz. Zeytinliklere zarar verecek hiçbir düzenlemeye izin vermeyin; zeytin bizim kırmızı çizgimizdir. Zeytine dokunan, halka dokunmuş olur” şeklinde konuştu. ‘RANTA KURBAN EDİLEMEZ’ Zeytinciliğe hazin bir sonun reva görülemeyeceğini belirten Akhisar Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akbuğa, “Geçmişte zeytinliklerin kesilmesine yönelik girişimler halkın ve sektörün tepkisiyle geri çekilmişti. Ancak bugün benzer bir hata tekrar ediliyor. Yıllardır zeytin dikimini teşvik ederken şimdi zeytinlikleri üretimden kaldırmak tutarsızdır. Vatandaş kendi arazisindeki zeytini kesmekten ceza alırken, kamu eliyle yapılan işlemlerde de aynı kurallar geçerli olmalıdır. 20-50 yıllık zeytin ağaçlarını başka yere taşımak verimliliği düşürür ve zeytin her yerde yetişmez. Akhisar gibi zeytinle özdeşleşmiş bölgelerde boş arazi yoktur; bu yüzden taşımak hem pratik hem de teorik olarak mümkün değildir” diye konuştu. ‘ORTAK DEĞER KORUNMALI’ Sağlıklı gıdaların ülkenin ortak değeri olduğunu vurgulayan Başkan Akbuğa, “Zeytin ve zeytinyağı sağlık açısından çok değerli ürünlerdir. Tıp ve beslenme uzmanları, zeytinyağının faydalarını sıkça vurgulamaktadır. Bu kıymetli ürünün üretim alanlarının daraltılması, ülke sağlığına ve ekonomisine zarar verir. Zeytin üretimi ekonomik zorluklarla karşı karşıya; yetersiz destekler ve düşük faizli kredi eksikliği üreticiyi zorluyor. Zeytinciliğin geleceği hepimizin sorumluluğundadır. Yetkililerden bu kanun teklifinin yeniden gündeme gelmemesini talep ediyoruz. Bu, sadece üreticinin değil, ülkemizin ortak değerlerinin korunmasıdır” şeklinde konuştu.
 
Geri
Üst