A
Admin
Yönetici
Yönetici
Nihat AK/EGE TELGRAF- Turizmin kalbine vurulan mühürler yargıyla çözüldü. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizm işletme belgesi bulunmadığı gerekçesiyle kapısına kilit vurduğu 4 bin 500 otel için Kayseri 1. İdare Mahkemesi’nden gelen “hukuksuzluk” kararı, işletmelere yeniden açılma umudu verdi. Mahkeme kararıyla mühürler kaldırılırken, otellerin sezona darbe alarak başlamasına engel olunamadı. Süreç, sektörün derin bir nefes almasını sağladı ancak İzmir için asıl zorlu dönem şimdi başlıyor. ‘BURUNLARINDAN GELDİ’ Tamamen Turizm Bakanı ve bakanlığının hatalı çalışmalarının ağır sonuçları olduğunu savunan Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (BOYD) Onursal Kurucu Başkanı Serdar Karcılıoğlu, “Önceden Türkiye'de iki tür otel işletmesi vardı. Birincisi turizm işletme belgeli yani bakanlıktan belgeli tesisler. Diğerleri de belediyeden belgeli tesislerdi. Bu bakan bey tuttu dedi ki ‘bütün hepsini ben kendi bakanlık sorumluluğuna alacağım.’ Bununla ilgili de basit konaklama tesisi adı altında bir belge ürettiler. Yıllardır belediyeden aldıkları işyeri açma çalıştırma ruhsatlı çoğu butik ve pansiyon pozisyonunda olan tesislere bir süre verdiler. Süre vermekle de yetinmediler. Pandeminin ağır faturası altında ezilen bu tesisler neye uğradığını şaşırdı. Salgın sürecinden sonra turizmde beklenilen hareketliliği yaratamayan bakanlığın harç borç ayakta kalma mücadelesi veren tesisler için getirilen şartlar şok etsisi yaptı. Basit konaklama tesisi belgesi için bir takım standartlar getirdiler. Şunu şöyle yap. Kapını değiştir, yerini değiştir, musluğunu değiştir gibi şeyler. Bunun içinde otellerin bir büyük bir bölümü bu maliyetleri karşılayamadı, bir bölümü de süreyi kaçırdı. Bu şartları yerine getiremeyen kurumlardan intikam alırcasına belediyelerine, bakanlıktan resmi yazıyla iş yeri açma, çalıştırma ruhsatlarının iptal ettirilmesini sağlandı. Bu 4 Bin 500'ün üzerindeki işletme şu anda ruhsatsız çalışan kurum pozisyonuna dönmüş oldu. Bunu bu basit konaklama tesisini yapma imkanı bulan ve bu belgeyi alma imkanı olan otellerin de annelerinden emdikleri sütü burnundan getirdiler. Sürdürülebilir turizm belgesi gibi belgeler alınabilmesi için ciddi paralar 5-6 tane yandaşa da bu fasılalardan para kazandırtmak için otelleri yormuş oldular. Belediye belgeleri iptal edilmiş 4 bin 500'ün üzerinde tesis şu anda ruhsatsız olarak mühürlenmiş durumda, kapalı durumda” dedi. ‘SORUNU KİM ÇÖZECEK’ Bakanlığın acele bir kararıyla oluşan mağduriyetin nasıl çözüme kavuşturulacağı konusunda yeni sorunlar yaşanabileceği uyarılarında bulunan Başkan Karcılıoğlu, “Geçtiğimiz Nisan ayında Anayasa Mahkemesi, ilgili bakanlığın aldığı kararı Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Bu karar, çok sayıda tesisin kapanmasına neden olmuş, turizm sektörüne ciddi zararlar vermişti. Mahkeme, uygulamayı iptal etmiş olsa da, bu süreçte mağdur olan ve kapanmak zorunda kalan birçok tesis oldu. Şimdi herkesin merak ettiği soru şu: Bu sorunu kim çözecek ve nasıl bir çözüm üretilecek? Şu an itibarıyla ortada net bir yol haritası yok. Anayasa Mahkemesi, kanunun yeniden düzenlenmesi için 15 Eylül'e kadar süre tanıdı. Ancak olan oldu, yaşanan mağduriyetler geri alınamıyor. Olası bir çözümde, tesislere yeniden işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmesi gündeme gelebilir. Fakat bu durumda da başka bir engel ortaya çıkacak: Yeni çıkan yangın yönetmeliği. Bu yönetmelik, tesislerin yeniden faaliyete geçmesinin önünde ciddi bir engel oluşturacak gibi görünüyor” ifadelerini kullandı. ‘DİĞERLERİNE REHBERLİK’ Birçok oda üyesine rehberlik ettiklerini vurgulayan İzmir Otelciler Odası Başkanı İbrahim Veral, “Son dönemde turizm sektörünü doğrudan etkileyen bazı mevzuat değişiklikleri ve denetimler neticesinde birçok ilimizde otel ve konaklama tesislerinin mühürlendiğine tanık olduk. Bu süreçte İzmir, diğer illere kıyasla ciddi bir mağduriyet yaşamadı. Bunun temel nedeni, İzmir Otelciler Odası olarak bu süreci önceden öngörmemiz ve erken önlem almamızdır. Biz İzmir’de daha yasa çıkmadan, yönetmelikler uygulamaya geçmeden önce sektörümüzü bilgilendirdik, eksiklerin tamamlanması için üyelerimizle birebir iletişim kurduk. Ruhsatlandırma, yangın yönetmeliği gibi konularda hızlı hareket ettik. Bunun sonucunda birçok tesisimiz gereken belgeleri zamanında tamamladı ve mühürlenme riskiyle karşı karşıya kalmadı. Bugün Antalya’dan, Muğla’dan, hatta Bursa’dan dahi otelciler odaları bizi arayıp ‘Siz bu süreci nasıl yönettiniz?’ diye soruyor. Çünkü o illerde onlarca, hatta yüzlerce tesis kapatıldı. Bizimle görüşmek isteyen meslektaşlarımız oldu, deneyimlerimizi paylaşmamızı talep ettiler. Bu da gösteriyor ki, erken hazırlık ve koordinasyon sektörel mağduriyetin önüne geçmenin en etkili yolu” dedi. ‘DÖNÜŞÜMÜ DESTEKLİYORUZ AMA…’ İzmir’deki konaklama tesislerinin bu süreçte en fazla zorlanacağı kısmın ikinci etap olduğunu belirten Başkan Veral, “Asıl zorluk yeni başlıyor. Çünkü bu yeni faz, çok daha kapsamlı, kriterleri daha yüksek ve maliyetli bir belge süreci. Bu noktada İzmir’deki temel sorunlardan biri tekrar karşımıza çıkıyor: Turizm bölgelerinin hâlâ net olarak belirlenmemiş olması. İzmir’de bir otelin, hangi bölgenin turizm bölgesi sayıldığına dair net bir bilgiye ulaşamadan yatırım yapması, belgelendirme süreçlerinde büyük bir dezavantaja dönüşüyor. Mevcut durumda birçok işletme doğrudan turizm amaçlı yapılmamış binalarda faaliyet gösteriyor. Plansız yapılaşma, teknik altyapı eksikliği ve mevzuata uyum problemleri bu işletmeleri ikinci fazda ciddi risk altına sokuyor. Özellikle yangın yönetmeliği gibi fiziksel düzenlemeleri gerektiren kriterlerde, çoğu tesisin teknik olarak uyum sağlayabilmesi pek kolay değil. Bu da, yeni belgeleri alamayacak tesislerin kapanmasına ya da belgelendirme dışı kalmasına neden olacak. İzmir olarak en büyük eksiğimiz, uzun vadeli, bütüncül bir turizm stratejisi ve mekânsal planlama eksikliği. Biz diyoruz ki; öncelikle bu kentin turizm bölgeleri net olarak tanımlanmalı. Hangi ilçede, hangi mahallede, hangi sokakta turizm yatırımı yapılabileceği açıkça belirlenmeli. Bu alanlara yatırım teşvik edilmeli, altyapı sağlanmalı ve hem yerel yönetimler hem bakanlık aynı masa etrafında bu vizyonu paylaşmalı. Bugün İzmir’de turizmle ilgili ne bir orta vadeli yol haritası, ne de net çizilmiş bir vizyon var. Bu eksiklik yüzünden hem yatırımcılar tedirgin, hem işletmeciler belirsizlik yaşıyor. Oysa İzmir’in turizm potansiyeli çok yüksek. Ancak bu potansiyelin ortaya çıkabilmesi için planlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yaklaşım şart. İzmir Otelciler Odası olarak biz bu dönüşümün destekçisiyiz. Ancak bu dönüşümün sağlıklı ilerleyebilmesi için alt yapının, mevzuatın ve şehir planlamasının birlikte düşünülmesi gerekiyor. Bu süreci sadece bir belge alma yarışı olarak değil, turizmin geleceğini yeniden şekillendirme fırsatı olarak görmek istiyoruz. Ama bu fırsatın heba olmaması için strateji, iş birliği ve irade gerekiyor” şeklinde konuştu.