A
Admin
Yönetici
Yönetici
Pelin PEKEDİS - EGE TELGRAF/ Tatil bitti, okullar açıldı, işe dönüş başladı. Şehrin ritmi yeniden hızlandı; alarm sesleri, toplu taşıma, trafik, bildirimler… Uykular kısa, kalitesi düşük, bedenle zihin birbirini zor taşıyor. Gün boyu üzerimize çöken o ağırlığı tanıyoruz: bitmeyen işler, gürültü, kalabalık. İşte tam burada, hayatın tam ortasında, kendine verebileceğin en değerli hediye aslında çok küçük: sadece beş dakika.
Beş dakika dediğin, bir kahve bekleme süresi kadar. Ama o beş dakika, şehrin gürültüsüne karşı içinden yükselen “ben buradayım” demek. Sabah evinden çıkmadan, iş yerinde merdivenin başında ya da sokağın köşesinde… Hızlanıp nefesini duyduğun, kalbini hissettiğin, düşüncelerinin dağılmayı bırakıp bir noktada toplandığı o kısa an. Merdivenin her basamağı, zihninin üstündeki tozu siler gibi; yorgunluğun en inatçı köşesine bir bez çekersin.
Kısa ve güçlü bir hareket, bedenine “uyan” diye fısıldar. Göz kapaklarını açtığın gibi, içindeki perde de aralanır. Kalbin hızlı atmaya başladığında, düşüncelerin de koşuşturmayı bırakır; sanki bir düzen kurulur içeride. Beş dakikada terleyecek kadar değil belki, ama nefesin hızlanacak kadar… İşte tam o çizgi, günün gölgesini değiştirir. Stresin gürültüsü azalır, uyku eksikliğinin ağırlığı hafifler, zihnin tekrar sana ait olur.
Bir merdiven iniş-çıkışı, kısa bir yokuş yürüyüşü, durağa yetişir gibi tempolu bir atak… Adına ne dersen de: amaç, birkaç dakika boyunca gerçekten “orada” olmak. Telefonu elinden bırakıp kalbine kulak verdiğin, akciğerlerine taze hava doldurduğun, omuzlarından yükün biraz indiğini hissettiğin an. O an, günün geri kalanını da belirler; çünkü bedenin hatırlar. Öğle arasında bir kez daha, akşamüstü marketten dönerken bir kez daha… Küçük kıvılcımlar gün boyu birbirini bulur.
Şehrin karmaşası seni yoğuruyor, biliyorum. Ama o sen, bu satırları okuyan kişi, bugün kendine beş dakika verebilir. Kapının önündeki merdiven orada; sokağın köşesindeki yokuş da. İlk yarım dakikada temponu bul, ikinci yarım dakikada nefesini dinle. Sonra bir kez daha, bir kez daha… Toplamda sadece beş dakika. Bittiğinde yüzüne yerleşen o küçük tebessüm var ya; işte günün geri kalanını taşıyacak olan o.
Hayat bazen büyük kararlarla değil, küçük sadakatlerle değişir. Kendine verilen beş dakikalık söz, en kalabalık günlerde bile içinden geçen ince bir ışık olur. Hangi şehirde, hangi koşuşturmanın içindeysen ol; bugün kendine beş dakika ver. Çünkü bazen en büyük dönüşüm, en küçük hareketle başlar.
ŞEHRE KARŞI KÜÇÜCÜK BİR İSYAN
Beş dakika dediğin, bir kahve bekleme süresi kadar. Ama o beş dakika, şehrin gürültüsüne karşı içinden yükselen “ben buradayım” demek. Sabah evinden çıkmadan, iş yerinde merdivenin başında ya da sokağın köşesinde… Hızlanıp nefesini duyduğun, kalbini hissettiğin, düşüncelerinin dağılmayı bırakıp bir noktada toplandığı o kısa an. Merdivenin her basamağı, zihninin üstündeki tozu siler gibi; yorgunluğun en inatçı köşesine bir bez çekersin.
UYKU EKSİĞİNE, STRESE, DAĞINIK ZİHNE KARŞI
Kısa ve güçlü bir hareket, bedenine “uyan” diye fısıldar. Göz kapaklarını açtığın gibi, içindeki perde de aralanır. Kalbin hızlı atmaya başladığında, düşüncelerin de koşuşturmayı bırakır; sanki bir düzen kurulur içeride. Beş dakikada terleyecek kadar değil belki, ama nefesin hızlanacak kadar… İşte tam o çizgi, günün gölgesini değiştirir. Stresin gürültüsü azalır, uyku eksikliğinin ağırlığı hafifler, zihnin tekrar sana ait olur.
GÜNÜN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREN KÜÇÜK HAREKET
Bir merdiven iniş-çıkışı, kısa bir yokuş yürüyüşü, durağa yetişir gibi tempolu bir atak… Adına ne dersen de: amaç, birkaç dakika boyunca gerçekten “orada” olmak. Telefonu elinden bırakıp kalbine kulak verdiğin, akciğerlerine taze hava doldurduğun, omuzlarından yükün biraz indiğini hissettiğin an. O an, günün geri kalanını da belirler; çünkü bedenin hatırlar. Öğle arasında bir kez daha, akşamüstü marketten dönerken bir kez daha… Küçük kıvılcımlar gün boyu birbirini bulur.
BUGÜN, ŞİMDİ
Şehrin karmaşası seni yoğuruyor, biliyorum. Ama o sen, bu satırları okuyan kişi, bugün kendine beş dakika verebilir. Kapının önündeki merdiven orada; sokağın köşesindeki yokuş da. İlk yarım dakikada temponu bul, ikinci yarım dakikada nefesini dinle. Sonra bir kez daha, bir kez daha… Toplamda sadece beş dakika. Bittiğinde yüzüne yerleşen o küçük tebessüm var ya; işte günün geri kalanını taşıyacak olan o.
KÜÇÜK ADIM, UZUN HİKAYE
Hayat bazen büyük kararlarla değil, küçük sadakatlerle değişir. Kendine verilen beş dakikalık söz, en kalabalık günlerde bile içinden geçen ince bir ışık olur. Hangi şehirde, hangi koşuşturmanın içindeysen ol; bugün kendine beş dakika ver. Çünkü bazen en büyük dönüşüm, en küçük hareketle başlar.