A
Admin
Yönetici
Yönetici
Dünya genelinde milyonlarca kişinin günlük hayatında yer alan kahve, aslında uzun ve zahmetli bir yolculuğun sonucunda sofralara ulaşıyor. Brezilya, Etiyopya, Kolombiya ve Vietnam gibi üretim merkezlerinde başlayan bu süreç, yalnızca tarımsal faaliyet değil; aynı zamanda sosyalleşmenin ortak dili ve kültürel bir miras niteliği taşıyor.
Kahve üretimi, gölgeli fidanlıklarda yetiştirilen fidelerin nemli topraklarla buluşmasıyla başlıyor. Fideler, olgunlaşmaları için genellikle yağışlı mevsimde toprağa dikiliyor. Bazı kahve ağaçları 3-4 yıl içinde meyve verirken, hasat zamanı geldiğinde kırmızı ya da mor renk alan kahve kirazları toplanıyor.
Kahve üretiminde ana hasat dönemi yılda bir kez gerçekleşiyor. Kolombiya gibi bazı bölgelerde iklim koşulları sayesinde yılda iki kez hasat yapılabiliyor. Çoğu ülkede çekirdekler elle toplanırken, Brezilya gibi geniş arazilerde makineli sistemler tercih ediliyor. Hasat işlemi “şerit toplama” ve “seçerek toplama” olmak üzere iki yöntemle yapılıyor. Özellikle Arabica kahvelerinde yalnızca olgunlaşmış çekirdekler seçilerek toplanıyor.
Hasat edilen kahve kirazları, aromasını belirleyen yöntemlerle işleniyor. Üç ana işleme yöntemi bulunuyor: kuru, ıslak ve bal yöntemi. Kuru yöntemde çekirdekler güneşte kurutulup kabuklarından ayrılıyor. Islak yöntemde çekirdeğin dış katmanları temizlenerek daha çiçeksi tatlar elde ediliyor. Bal yönteminde ise çekirdeğin doğal şekerli tabakasıyla birlikte kurutulması, kahveye karamelize ve tatlımsı bir profil kazandırıyor.
Kahvenin lezzetini şekillendiren en önemli aşama kavurma süreci. Çekirdekler genellikle açık, orta ve koyu kavurma kategorilerinde işleniyor. Açık kavurma daha asidik tatlar sunarken, orta kavurma dengeli aromasıyla öne çıkıyor. Koyu kavurma ise yoğun aroması ve düşük asiditesiyle tercih ediliyor. Açık kavrulmuş kahvelerin kafein oranı genellikle daha yüksek oluyor.
ICO İletişim Sorumlusu Estela Candido Cotes, Arabica ve Robusta’nın ticari açıdan en önemli türler olduğunu belirtti. Arabica, küresel üretimin yaklaşık yüzde 57’sini oluşturuyor. Robusta ise daha dayanıklı bir tür olmasına rağmen acı tadıyla biliniyor. Liberica ve Excelsa çeşitleri ise küçük pazar payına sahip niş türler olarak öne çıkıyor.
Cotes, Brezilya’nın dünyanın en büyük kahve üreticisi ve ihracatçısı olduğunu, bu ülkeyi Vietnam, Kolombiya ve Endonezya’nın takip ettiğini söyledi. Kahve tüketiminde toplam hacim açısından ABD ilk sırada yer alıyor. Kişi başına tüketimde ise Finlandiya, Norveç ve İsveç önde bulunuyor. “Brezilya'nın hem büyük bir üretici hem de en büyük tüketici pazarlarından biri olması dikkat çekici.” diyen Cotes, Türkiye’nin kahve üretmeyen bir ülke olmasına rağmen Türk kahvesi geleneği sayesinde kahve dünyasında kültürel açıdan önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
TÜRKİYE’DE KAHVE TÜKETİMİ
Türkiye’de kahve tüketimi 2015-2016 döneminde 1,11 milyon çuval iken, 2023-2024 döneminde 2,16 milyon çuvala ulaştı. Cotes, “Kahve hakkında daha az bilinen bir gerçek, kahvenin dünya çapında 25 milyondan fazla ailenin geçim kaynağını desteklemesi. Bir diğer ilginç nokta ise Z kuşağının artan etkisi ve kahvede izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve etik uygulamalara olan talebi” dedi. İklim değişikliğinin üretim bölgeleri için tehdit oluşturduğunu söyleyen Cotes, “İklime dirençli mahsullere ve rejeneratif tarıma ihtiyaç duyulacak” ifadesini kullandı.
KAHVENİN TOPRAKTA BAŞLAYAN YOLCULUĞU
Kahve üretimi, gölgeli fidanlıklarda yetiştirilen fidelerin nemli topraklarla buluşmasıyla başlıyor. Fideler, olgunlaşmaları için genellikle yağışlı mevsimde toprağa dikiliyor. Bazı kahve ağaçları 3-4 yıl içinde meyve verirken, hasat zamanı geldiğinde kırmızı ya da mor renk alan kahve kirazları toplanıyor.
HASAT YÖNTEMLERİ
Kahve üretiminde ana hasat dönemi yılda bir kez gerçekleşiyor. Kolombiya gibi bazı bölgelerde iklim koşulları sayesinde yılda iki kez hasat yapılabiliyor. Çoğu ülkede çekirdekler elle toplanırken, Brezilya gibi geniş arazilerde makineli sistemler tercih ediliyor. Hasat işlemi “şerit toplama” ve “seçerek toplama” olmak üzere iki yöntemle yapılıyor. Özellikle Arabica kahvelerinde yalnızca olgunlaşmış çekirdekler seçilerek toplanıyor.
İŞLEME AŞAMALARI
Hasat edilen kahve kirazları, aromasını belirleyen yöntemlerle işleniyor. Üç ana işleme yöntemi bulunuyor: kuru, ıslak ve bal yöntemi. Kuru yöntemde çekirdekler güneşte kurutulup kabuklarından ayrılıyor. Islak yöntemde çekirdeğin dış katmanları temizlenerek daha çiçeksi tatlar elde ediliyor. Bal yönteminde ise çekirdeğin doğal şekerli tabakasıyla birlikte kurutulması, kahveye karamelize ve tatlımsı bir profil kazandırıyor.
KAVURMA TÜRLERİ
Kahvenin lezzetini şekillendiren en önemli aşama kavurma süreci. Çekirdekler genellikle açık, orta ve koyu kavurma kategorilerinde işleniyor. Açık kavurma daha asidik tatlar sunarken, orta kavurma dengeli aromasıyla öne çıkıyor. Koyu kavurma ise yoğun aroması ve düşük asiditesiyle tercih ediliyor. Açık kavrulmuş kahvelerin kafein oranı genellikle daha yüksek oluyor.
TİCARİ AÇIDAN ÖNEMLİ TÜRLER
ICO İletişim Sorumlusu Estela Candido Cotes, Arabica ve Robusta’nın ticari açıdan en önemli türler olduğunu belirtti. Arabica, küresel üretimin yaklaşık yüzde 57’sini oluşturuyor. Robusta ise daha dayanıklı bir tür olmasına rağmen acı tadıyla biliniyor. Liberica ve Excelsa çeşitleri ise küçük pazar payına sahip niş türler olarak öne çıkıyor.
KÜRESEL ÜRETİM VE TÜKETİM
Cotes, Brezilya’nın dünyanın en büyük kahve üreticisi ve ihracatçısı olduğunu, bu ülkeyi Vietnam, Kolombiya ve Endonezya’nın takip ettiğini söyledi. Kahve tüketiminde toplam hacim açısından ABD ilk sırada yer alıyor. Kişi başına tüketimde ise Finlandiya, Norveç ve İsveç önde bulunuyor. “Brezilya'nın hem büyük bir üretici hem de en büyük tüketici pazarlarından biri olması dikkat çekici.” diyen Cotes, Türkiye’nin kahve üretmeyen bir ülke olmasına rağmen Türk kahvesi geleneği sayesinde kahve dünyasında kültürel açıdan önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
TÜRKİYE’DE KAHVE TÜKETİMİ
Türkiye’de kahve tüketimi 2015-2016 döneminde 1,11 milyon çuval iken, 2023-2024 döneminde 2,16 milyon çuvala ulaştı. Cotes, “Kahve hakkında daha az bilinen bir gerçek, kahvenin dünya çapında 25 milyondan fazla ailenin geçim kaynağını desteklemesi. Bir diğer ilginç nokta ise Z kuşağının artan etkisi ve kahvede izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve etik uygulamalara olan talebi” dedi. İklim değişikliğinin üretim bölgeleri için tehdit oluşturduğunu söyleyen Cotes, “İklime dirençli mahsullere ve rejeneratif tarıma ihtiyaç duyulacak” ifadesini kullandı.