A
Admin
Yönetici
Yönetici
Prof. Dr. Birol Özer, çölyak hastalığının toplumda sık karşılaşıldığını ancak çoğu zaman göz ardı edildiğini belirtti. "Bu hastalık, sadece sindirim sistemini değil, vücuttaki pek çok organı da etkileyebilen ciddi bir tabloya dönüşebiliyor" dedi. Ayrıca toplumda çölyak hastalığının yüzde 1 sıklıkla sanılandan daha fazla görüldüğünü ve bazı hastalarda hiçbir belirti olmadığını vurguladı.
Çölyak hastalığının yalnızca bağırsakları etkilemediğini aktaran Özer, "İnce bağırsakta emilim bozukluklarına yol açan çölyak, uzun vadede karaciğerden kemik yapısına kadar pek çok sistemi etkileyebilir. Çocukluk çağından ileri yaşlara kadar herhangi bir zamanda çölyak hastalığı ortaya çıkabilir" dedi. Özer, buğday tüketiminin yaygın olduğu bölgelerde hastalığın daha sık görüldüğünü, buna karşın buğday temelli beslenmeyen Çin, Japonya ve bazı Afrika bölgelerinde neredeyse hiç görülmediğini söyledi.
Prof. Dr. Özer, çocuklarda tanının özellikle zor olduğunu belirtti. "Anne sütüyle uzun süre beslenen çocuklarda buğdayla temas geç yaşta olacağı için belirtiler daha geç ortaya çıkıyor. Çocuk 2 yaşına geldiğinde ve buğday ürünleriyle karşılaştığında ishal, gelişme geriliği gibi sorunlar baş gösterebilir. İnce bağırsağın iç yapısı hasar gördüğünde gıdaların emilimi azalıyor ve çocuklarda boy uzamaması, ergenliğe girmede gecikme gibi durumlar ortaya çıkabiliyor" dedi.
Yetişkinlerde çölyak hastalığının farklı belirtiler gösterebileceğini aktaran Özer, "Örneğin açıklanamayan karaciğer test bozuklukları söz konusuysa akla mutlaka çölyak gelmelidir. Hatta bazı hastalarda çölyak nedeniyle siroz gelişebiliyor. Ancak her bağırsak şikayetinde hemen çölyak testi yaptırmak doğru değil; sadece risk grubundaki bireylerin tarama yaptırması yeterli" ifadelerini kullandı. Risk grupları arasında ailede çölyak, şeker hastalığı veya tiroid gibi otoimmün hastalıklar bulunanlar yer alıyor.
Çocuklukta teşhis konulup diyetle düzelen hastalarda glutene tekrar başlandığında hastalığın bazen nüksetmeyebileceğini belirten Özer, "Bu gruba ‘gizli çölyak’ deniliyor. Ancak bu hastalarda da düzenli takip şart. Yüzde 20’sinde hastalık yeniden ortaya çıkabilir" dedi.
Prof. Dr. Özer, çölyak hastalığında tek etkili tedavinin sıkı diyet olduğunu söyledi. "Glutenli ürünlerden kaçınmak şart. Aksi takdirde hastalık iyileşmiyor. Diyete uyan bireylerde uzun vadede kanser riski son derece düşük. Ancak uyulmayan diyet, ince bağırsak tipi lenf kanseri veya yemek borusu kanserine yol açabilir. Çölyak hastalığında disiplinli takip, doğru tanı ve bilinçli tedavi hayati önem taşır" dedi.
HER YAŞTA ORTAYA ÇIKABİLİR
Çölyak hastalığının yalnızca bağırsakları etkilemediğini aktaran Özer, "İnce bağırsakta emilim bozukluklarına yol açan çölyak, uzun vadede karaciğerden kemik yapısına kadar pek çok sistemi etkileyebilir. Çocukluk çağından ileri yaşlara kadar herhangi bir zamanda çölyak hastalığı ortaya çıkabilir" dedi. Özer, buğday tüketiminin yaygın olduğu bölgelerde hastalığın daha sık görüldüğünü, buna karşın buğday temelli beslenmeyen Çin, Japonya ve bazı Afrika bölgelerinde neredeyse hiç görülmediğini söyledi.
ÇOCUKLARDA TANI ZORLAŞIYOR
Prof. Dr. Özer, çocuklarda tanının özellikle zor olduğunu belirtti. "Anne sütüyle uzun süre beslenen çocuklarda buğdayla temas geç yaşta olacağı için belirtiler daha geç ortaya çıkıyor. Çocuk 2 yaşına geldiğinde ve buğday ürünleriyle karşılaştığında ishal, gelişme geriliği gibi sorunlar baş gösterebilir. İnce bağırsağın iç yapısı hasar gördüğünde gıdaların emilimi azalıyor ve çocuklarda boy uzamaması, ergenliğe girmede gecikme gibi durumlar ortaya çıkabiliyor" dedi.
YETİŞKİNLERDE FARKLI BELİRTİLER
Yetişkinlerde çölyak hastalığının farklı belirtiler gösterebileceğini aktaran Özer, "Örneğin açıklanamayan karaciğer test bozuklukları söz konusuysa akla mutlaka çölyak gelmelidir. Hatta bazı hastalarda çölyak nedeniyle siroz gelişebiliyor. Ancak her bağırsak şikayetinde hemen çölyak testi yaptırmak doğru değil; sadece risk grubundaki bireylerin tarama yaptırması yeterli" ifadelerini kullandı. Risk grupları arasında ailede çölyak, şeker hastalığı veya tiroid gibi otoimmün hastalıklar bulunanlar yer alıyor.
GİZLİ ÇÖLYAK HASTALIĞI
Çocuklukta teşhis konulup diyetle düzelen hastalarda glutene tekrar başlandığında hastalığın bazen nüksetmeyebileceğini belirten Özer, "Bu gruba ‘gizli çölyak’ deniliyor. Ancak bu hastalarda da düzenli takip şart. Yüzde 20’sinde hastalık yeniden ortaya çıkabilir" dedi.
TEK ETKİLİ TEDAVİ: DİYET
Prof. Dr. Özer, çölyak hastalığında tek etkili tedavinin sıkı diyet olduğunu söyledi. "Glutenli ürünlerden kaçınmak şart. Aksi takdirde hastalık iyileşmiyor. Diyete uyan bireylerde uzun vadede kanser riski son derece düşük. Ancak uyulmayan diyet, ince bağırsak tipi lenf kanseri veya yemek borusu kanserine yol açabilir. Çölyak hastalığında disiplinli takip, doğru tanı ve bilinçli tedavi hayati önem taşır" dedi.